AKP ve ATATÜRK Devamı...

İSTATİSTİKLER

7 kategori altında, toplam 2332 haber bulunmaktadır.
Bu haberler toplam 2632119 defa okunmuş ve 2346 yorum yazılmıştır.

Arama ARAMA


 
   Vatan elden giderken at gözlüğü takmak   16.05.2007
Cumhuriyet mitiglerinin tartışıldığı Forum sayfasında “ Karşıyakalı” rumuzlu arkadaşımız ONUR ÖYMEN’ in Antalya panelindeki konuşmasını yayınlamış. Çok çok önemli gördüğüm , bildiğim bir kısım olayın belgelerinin olduğunu ve bilmediğim birçok olayın da olduğunu öğrendiğim yazıyı burada aynen yayınlamak zorunluluğunu hissettim.LÜTFEN OKUYUN…ÇOK ÖNEMLİ….
Daha çok kişi okur umudu ile aktardığım bu yazıdaki her şey ve her satır çok önemli. Ülkemizin nasıl bir teslimiyet içinde olduğunun en önemli göstergelerinden biri.
Sorun AKP hükümeti veya başka bir hükümet değil. Sorun ulusal çıkarların korunması ve bunu gerçekleştirecek hükümet veya hükümetler.

Cumhuriyet mitingleri AKP. nin sadece laiklik ve Atatürk karşıtı uygulamaları nedeni ile değil devleti ciddi bir zaafa uğratan iç ve dış uygulamaları nedeni ile yapıldı. Bu CHP ve tüm partileri çoktan aşmış bir halk hareketidir. 19 Mayıs 1919 ruhunun canlanması ve ülkeye sahip çıkmasıdır. Bunun tersini savunmak at gözlüğü ile olaylara bakmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.
Halkımız olayların ne kadarını bilmektedir. Basın ne kadarını vermektedir. Basın ne kadar özgürdür. Örneğin aşağıda yazılanları biliyormusunuz. Hatta tahmin edebiliyormusunuz. Okuyun ve forumda gerekir ise enine boyuna tartışalım.
Bir kısım belgenin meclise gelmemesi ve getirilememesi de önemli değildir. Önemli olan bunların imzalanması ve bu zihniyettir. Bu teslimiyet neye karşılıktır ?
Lozan’ da İsmet Paşa 9 ay neyin mücadelesini vermiştir. 9 ay kimlere nasıl direnç göstermiştir bilmeyenler ve okumayanlar ulusal çıkarlarımızı nasıl koruyacaktır.Aydınlık ve aydınlanma ancak bilgi ile olur. Aşağıdaki bilgilerin ne kadarına sahipsiniz bilemem ama bunları bilen biri AKP. ye asla destek olamaz. Kutlu doğum haftasına gelen bir ilahiyat profesönü anlatmıştı " Peygamber ile beraber savaşan bir müslüman, savaşta yaralanıyor ve son nefesini peygamberin kucağında veriyor. Herkes şehidi takdir ederken ve onun yerinde olmak isterken Hz. Muhammed " Bu kişinin cennetlik olmayacağını " belirtiyor. Hayret içindekilere şu açıklamayı yapıyor " Bu kişi cephanelik bekçisidir. Ancak cephanelik örtülerinden kendisine bir elbise yapmıştır. Kim ki devletin ve halkın değil bezini, bir ayakkabı bağını dahi çalsa cennete gidemez... "( Hikaye aklımda kaldığı kadarı ile böyleydi. Bakın bakalım aşağıdaki yazı da vatanın herbir parçası nasıl korunuyor veya satılıyor.Üzülmemek elde değil...
ONUR ÖYMEN Antalya Paneli - nisan 2007
Çok değerli Prof. Alper Demirbaş, çok değerli katılımcılar, değerli öğretim üyeleri, çok değerli gençler, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Doğrusunu isterseniz bu kadar doğru bir zamanda bu kadar doğru bir konuyu bu seminerin konusu olarak seçmek büyük bir başarıdır. Sizleri kutluyorum. Tam konuşulacak konudur ve tam bunun zamanıdır.
Değerli arkadaşlarım 2007 yılında Türkiye'nin durumu nedir sorusuna bir soruyla başlamak lazım. 2007 yılının neresi ? 2007 yılının başındaki Türkiye'den mi bahsedeceğiz, 2007 yılının sonunda Türkiye'den mi? Birazdan bu konuya ayrıca değineceğim. 2007 yılının başındaki Türkiye'ye nazaran 2007 yılının sonundaki Türkiye size temin ederim çok farklı bir Türkiye olacaktır. Çok değişik bir Türkiye olacaktır.
Önce 2007 yılının başından başlayalım; Türkiye nerede? Türkiye'nin nerede olduğunu anlamak için müsaade ederseniz bir parça geriye gidelim, biz nereden yola çıktık. Sayın Başbakan "nereden nereye geldik" sözünü çok seviyor. Nereden nereye geldik? Değerli arkadaşlar bizim Cumhuriyetimizin özü Lozan'dır. Lozan bizim devletimizin mayasıdır, Cumhuriyetimizin mayasıdır. Lozan'da Türkiye ne elde etmiştir? Türkiye yenildiği bir dünya savaşından sonra gerçekleştirdiği Kurtuluş savaşı ile Lozan'da büyük bir zafer kazanmıştır. Çok büyük mücadele vermiştir. Bu zaferin özü nedir? Zaferin özü, öncelikle Türkiye'nin egemenliğini dünyaya kabul ettirmesidir. İki Türkiye eşitliğini dünyaya kabul ettirmiştir. Üç, Türkiye kimseye teslim olmamıştır. Lozan budur. Ondan sonra Cumhuriyet bunun üzerine kurulmuştur. Cumhuriyet böyle insanların, başta büyük Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, üzerinde en büyük titizliği gösterdikleri noktalar bunlardır. O kadar ki, Lozan Anlaşmasına bir müddet ara verilmiştir ve anlaşmanın birinci bölümü başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Türkiye bu hedefleri elde etmek için yeni bir savaşa hazır olduğunu ilan etmiştir, derhal seferberlik hazırlıklarına başlamıştır. Çünkü Türkiye'yi egemen ve eşit bir devlet yapmak istemiyorlar. Buna tahammülleri yok.
Değerli arkadaşlarım, size üzüntüyle söylüyorum ki bugün de tahammülleri yoktur. Bugün de tahammülleri yoktur ! Bugün Türkiye'nin haklarına, çıkarlarına sahip olan bir ülke olmasına tahammülleri yoktur. Lozan'da bizim kurduğumuz devletle bugün vardığımız nokta arasında çok önemli bir fark var. Lozan'da Türkiye kendi kararını kendisi veren bir devlet olduğunu kabul ettirmiştir. Cumhuriyetimizi kuranlar Türkiye'yi karar veren bir ülke haline getirmişlerdir. Maalesef bugün ulaştığımız noktada Türkiye başkalarının aldığı kararlara uygulayan bir devlet haline gelmiştir. Üzüntü verici olan budur, hazin olan budur. Biz karar veren bir devlet olmaktan çıkıp, başkalarının dümen suyundan giden bir devlet haline gelmişiz.
Şimdi değerli arkadaşlarım, bunu size birkaç cümleyle özetleyeceğim. Umumi konuşmak kolaydır, genel sözler söylemek, somut konuşacaksınız. Bilginiz olacak, belgeniz olacak. Şimdi size belgeden bahsedeceğim. Son günlerde dikkatinizi çekiyorsa, Meclisten alelacele bir petrol yasası çıkarıldı. Basınımız da pek üzerinde durmadı, tek köşe yazarından okudunuz mu siz petrol yasası konusunda birşeyler? Okumadınız. Neden acaba? Bunların petrolle ilişkisi var mı, yok mu, pek bilemeyeceğim ama nedense bizim basın buna hiç değinmedi. Halbuki bu Türkiye'nin en önemli konusudur. Niçin en önemli konusudur?
Şunun için: bu petrol yasası Cumhuriyet tarihimizde en utanç verici yasadır. Tekrar ediyorum; en utanç verici yasadır! Bu yasayla eski yasalarda bulunan çok hayati bir cümle metinden çıkarılmıştır. Nedir o? Eski yasa diyor ki: bu yasanın amacı Türkiye'nin milli menfaatlerini korumaktır. Bunu çıkarttılar biliyor musunuz? Bunu çıkarttılar! Dünyaya ilan ediyorsunuz, biz milli menfaatlerimizi korumayacağız diyorsunuz. Biz araştırdık, başka ülkelerin yasalarında ne var diye. Hepsinin petrol yasasında milli menfaatler korunacaktır lafı var. Daha iki hafta önce Irak'ta kabul edilen, askeri işgal altındaki bir ülkede kabul edilen petrol yasasında bile Irak'ın ulusal çıkarları korunacaktır diyor. Biz de öyle hükümler var ki, diyor ki Türkiye'de üretilen petrolün tamamı serbestçe yurt dışına ihraç edilebilir. Kıtlık olur, sıkıntı olur, önemli değil, yabancıların bir litre petrolü Türkiye'de bırakma mecburiyeti yok. Başka ne diyor? Efendim devletin payı % 2' ye indirilmeli. Yüzde 2 ! Danimarka Meclis Başkanı buradaydı, geçenlerde onunla konuştuk onların da Petrol Yasası var kuzeydeki petrolle ilgili, "Sizde yüzde kaçtır devlet payı? Bizde % 70" dedi. Norveç'te yüzde kaç biliyor musunuz ? Norveç'te % 90. Türkiye'de % 2. Düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın devlet adına yaptığı bütün çalışmalarla ilgili maddeler metinden çıkarılmıştır. Türkiye Petrollerinin hiçbir etkisi kalmamıştır. Yabancı devletlere Türkiye'de arama işletme hakkı vermeyen madde eski metinden çıkarılmış. Yani yabancı devlet adına Türkiye'de petrol arayabileceksiniz, Türk devleti adına arayamayacaksınız. Vardığımız nokta bu.

Şimdi sizi dehşete sevk edecek bir şey söyleyeceğim, Türkiye 2007 yılının başında nerede işte bunu göstereceğim. Şimdi 2 Kasım 1993 tarihinde dünyadaki en büyük petrol şirketlerinden biri Türkiye'ye yazı yazıyor resmen. Enerji Bakanlığı Petrol Dairesine. Orada diyor ki: "Biz Karadeniz'de bir milyar varil değerinde petrol rezervleri keşfettik. Ve çok geniş doğalgaz rezervleri olduğunu keşfettik. Ama bunları çıkartmamız için petrol yasanızı değiştireceksiniz." Nereden, nereye ? işte böyle. Ve yazmışlar Petrol Yasasının hangi maddesi ne olacak. Hepsini madde madde yazmış. Bunları yaparsanız bu petrolü çıkarırız diyor. Ne istiyor? Meclisten ruhsat sahalarının alanının genişletilmesini. Ruhsat sürelerinin uzatılması. Yeni yasaya bakıyoruz. Bunun fazlası var. Çünkü bu yasaya göre bir yerde bir petrol çıkarırsanız ebediyen çıkarabilirsiniz. Hiçbir süre kısıtlaması yok. İnanılır gibi değil. Türkiye'ye kalacak petrol miktarı % 45'e indirilsin deniyor. Bizimkiler onu az bulmuşlar, tamamı yurtdışına gitsin diyorlar. Yasa bu. Şimdi Türkiye buraya geldi. Değerli arkadaşlarım, hiç boşuna lafı uzatmayalım, bunun bir tek adı vardır. Bunun adı teslimiyetçiliktir. Bunun adı teslimiyetçiliktir ! Biz buna itiraz etmiyoruz, buna isyan ediyoruz. Buna hakkınız yok! Bunu yapamazsınız!
Değerli arkadaşlarım, iş bundan ibaret değil.
Geçenlerde bize bir anlaşma getirdiler. Efendim bu anlaşma diyor ki: Türkiye, İslam Kalkınma Bankasıyla bir anlaşma imzalamış. Ne diyor bu anlaşma? Özel bir fon kuruluyor, özel sektörü desteklemek için. Türkiye 10,5 milyar dolar para katkısında bulunacaktır. Yalnız içinde bir madde. Amaç ne? Sadece ve sadece İslami usulle çalışan firmalar desteklenecek. Düşünebiliyor musunuz ? Laik bir Türkiye'de sadece İslami usulle çalışan firmaları desteklemek için anlaşma imzalanıyor. Peki hangi firma İslami usulle çalışıyor, hangisi çalışmıyor nasıl belirlenecek ? Mekke'deki bir kurum karar verecek. İtiraz etsen ne olacak ? Mekke'deki İslam Adalet Divanı'na gideceksin. Türkiye bunu kabul diyor. Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyetin geldiği noktaya bakın. Ve bizim bütün itirazımıza rağmen Dışişleri komisyonundan geçirdiler. Ama dedik ki Genel Kurula getirirseniz Genel Kurulda dünyayı başınıza yıkarız. Getiremediler.
Bir şey daha söyleyeyim size değerli arkadaşlarım: bir başka anlaşma daha imzalamışlar. Neymiş o ? 22 Eylül 2003 tarihinde Dubai'de imzalanan anlaşma. Kim imzalıyor ? Türkiye'den Devlet Bakanı sayın Ali Babacan, Amerika'dan Hazine Bakanı imzalıyor. Ne diyor bu antlaşma? Özü itibariyle diyor ki; Türkiye'ye 8,5 milyar dolar kredi verilecektir. Başka ne diyor? Buna karşılık Türkiye Kuzey Irak'a sınırını korumak için, terörle mücadele etmek için asker göndermemeyi taahhüt etmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Sınırınızı korumayacağınızı yabancı bir ülkeye taahhüt ediyorsunuz. Utanç verici bir anlaşmadır. Biz buna müthiş bir tepki gösterdik ve getiremediler, bunu da onay için Meclise getiremediler. Ben sayın Ali Babacan'a resmen yazılı soru önergesi verdim, imzaladığı anlaşmayı yollayın dedim. Gönderemediler. Utançlarından gönderemiyorlar. Ondan sonra dediler ki efendim zaten bizim paraya ihtiyacımız yoktu, onaylanmadığı için Mecliste yürürlüğe giremedi. Ama biz bunlarla meşgulüz. 2007 yılının Türkiye'sindeki manzaralar bunlar.
Bütün bunları bir kenara bırakın, bir ülke bir hükümet hiçbir şey yapmazsa ülkenin güvenliğini koruyacak, sınır güvenliğini koruyacak. Şimdi bakıyorsunuz, Türkiye'nin Irak sınırında güvenliğimizi koruyamıyoruz. Niçin? Çünkü bu sınır çok yüksek dağların tepesinden geçiyor. 3,000 metre yükseklikte dağların tepesinden geçiyor. Türkiye tarafından korumak kabil değil. Irak tarafından koruyacaksınız. Kim koruyacak? Irak devleti koruyacak. Aramızda anlaşma var, 1926 tarihli bu anlaşma bugün de geçerlidir. Ama Irak devleti bunu koruyamıyor. Anlaşmayı uygulayamıyor. Orada 150,000 Amerikan askeri var. Onlar korusun diyoruz Amerikan askeri biz koruyamayız diyor. Barzani koruyacak diye düşünenler var. Bizim Genelkurmay Başkanımız açıkladı "Barzani bırakın korumayı, orada teröristlere silah ve cephane veriyor" diyor. O zaman ne yapacaksınız ? Siz koruyacaksınız. Daha önceki bütün Türk hükümetlerinin yaptığını yapacaksınız, oraya gerektiğinde asker göndereceksiniz, sınırınızı koruyacaksınız. Bunun için bu hükümet de başlangıçta çıktı iki defa Meclisten yetki aldı. Bir tanesi 20 Mart 2003, bir tanesi de 7 Ekim 2003. İkisini de uygulayamadı biliyor musunuz ? Yetki aldı fakat uygulayamadı, asker gönderemedi. Ve bu yetkisi bitti. Şu anda istese de gönderemez, gelin diyoruz Meclisten yetki verelim. Meclisten yetki bile istemiyorlar. Amerika ne der diye çekiniyorlar. Dünyada hangi ülke yabancıların icazeti ile sınırını korur ? Yabancılar müsaade ederse sınırımı koruyacağım, etmezse korumayacağım. Böyle bir şey olur mu ? Oradaki teröristlerle mücadele eden hiçbir güç yoktur. Dünyada da bunun başka bir örneği yoktur. Dünyada hiçbir ülke içinde, bir terör örgütü herhangi bir güvenlik gücünün takibatından masun olarak yaşayıp faaliyet göstermiyor. Bir tek Kuzey Irak'ta var. Ve bunu önleyebilecek ülkelerden Irak'ın gücü yok, Amerika oraya asker tahsis edemem diyor, Barzani Talabani zaten öbür tarafa yardım ediyor, bir tek Türkiye yapacak. Türkiye'nin de eli kolu bağlı. Üstelik siz bir de anlaşma imzalıyorsunuz, yapmayacağınıza dair. İşte hazin tablo bu. 2007 yılının başında Türkiye'nin tablosu bu.

Şimdi size bir çarpıcı örnek daha vereceğim, o da şudur. Değerli arkadaşlar bizim Suriye sınırında yaklaşık 700 km uzunluğunda çok değerli topraklarımız var. Bu topraklara biz 1954 yılında mayın döşemişiz, çünkü kaçakçılık oluyormuş. Şimdi bu mevcut hükümet demiş ki artık buna gerek kalmadı, bu mayınları kaldıralım. Nasıl kaldıracağız ? Genelkurmay Başkanlığına sormuşlar. Genelkurmay Başkanlığı da demiş ki 35 milyon dolarlık makine teçhizat lazım, bunu alalım ve hemen iki senede burayı temizleyelim sonra da çiftçiye teslim edelim. Maalesef değerli arkadaşlar bu para Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmemiştir. Biz Mecliste sorduk "ne oldu bu iş" dedik. "Biz o işten vazgeçtik, geri aldık. Biz o işi Maliye Bakanına havale ettik". Maliye Bakanına havale etmişsiniz. O ne yapmış ? Maliye Bakanı iki tane gizli kararname çıkartmış, biri geçen sene Ocak ayında biri Haziran ayında. Ne diyor bu gizli kararnamelerin özünde ? Bunu uluslar arası ihaleye açacağız diyor. Türkiye'de bunu yapacak şirket yok, bunu bir yabancı şirket, bir İsrail şirketi alacak. Bu şirket üç yılda bu mayınları temizleyecek, 49 yıllığına siz bu araziyi İsrail işletecek. Değerli arkadaşlarım düşünebiliyor musunuz, 49 yıllığına teslim edeceksiniz. İki tane ihale açmışlar, biri Mardin'de biri Şırnak'ta. Biz buna çok büyük tepki gösterince iptal ettiler ihaleleri. Şimdi dava açtık Danıştay'a ve Danıştay'da bu kararnamenin iptali için çalışıyoruz.
Bir şey daha söyleyeyim size. Biz bu işi incelerken bir de baktık ki bu arazinin hemen karşısında Kamışlı'da, Suriye'de günde 600,000 varil petrol çıkıyor. Türk sınırına 300 metre mesafede. Biz diyoruz ki bu kadar adaletsizlik olamaz dünyada, 300 metre ötede petrol olacak, bizde olmayacak. Bu mayınlı arazinin altında petrol olabileceğine inandığımızı çeşitli vesilelerle söyledik. Biz söylediğimiz için mi onlar mı düşündüler bilinmez, küçücük adacıklar halinde yerleri mayından temizledik, 14 tane kuyu açtık. Değerli arkadaşlarım bu 14 kuyunun 14'ünde de petrol çıktı inanır mısınız? Türkiye'de petrol yok diyorlar, Türkiye'de petrol olmadığına beni kimse inandıramaz. Türkiye'de petrol üzerine büyük oyunlar oynanıyor ve teslimiyetçi bir zihniyet yüzünden biz bu oyunlara kurban oluyoruz. Yabancı petrol şirketleri bize mektup yazacak, kanun çıkarın diyecek, biz de kanun çıkaracağız. Türkiye'nin geldiği nokta burası.
Bunlar işin bir boyutudur, başka boyutu şu. Türkiye laiklikten ve çağdaşlıktan maalesef hızla uzaklaşıyor. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet, laik bir Cumhuriyet, çağdaş bir devlettir, milli iradeye dayanan bir devlettir. Anayasamıza biz laikliği değiştirilemez bir madde olarak koymuşuz Atatürk'ün zamanında. Şimdi ne görüyoruz ? Şimdi görüyoruz ki, bu laiklikten son derece rahatsız olanlar var. Meclis Başkanımız çıkıyor diyor ki: "Bu laiklik ilkesini yeniden tarif edelim". Ne diyecekmişiz ? Laiklik din özgürlüğüdür diyecekmişiz. Yani dünyada 200 yıldan beri yazılmış bütün antik tanımları çöpe atacağız, sayın Meclis başkanımız öyle istiyor diye diyeceğiz ki laiklik din özgürlüğüdür. Halbuki bütün dünyada laiklik din işlerinin devlet işlerinden ayrılması anlamına geliyor. Amerika'da ilk Cumhurbaşkanlarından Thomas Jefferson diyor ki : "Biz Amerikan Anayasasını yaparken dinle devlet arasında duvar ördük". Kendisi çok dindar bir adam. Ama din işini devlet işine karıştırmayacağız diyor. İşte biz de bunu yaptık. Bizden başka bunu yapabilen yok. 54 tane Müslüman ülke içinde Türkiye'den başka bunu yapabilen tek bir ülke yoktur! Bileceksiniz ki laiklik yoksa demokrasi de yoktur. Şeriat düzeniyle idare edilen ülkelerde demokrasi yoktur. Kadın erkek eşitliği yoktur. Laiklik sistemiyle yola çıkan halkı Müslüman olan ülke bizmişiz. Değiliz. Bangladeş de böyle çıktı yola. Laik bir devlet olarak kuruldu. Ama topu topu 5 yıl dayanabildi. Aşırı İslamcılar o kadar baskı yaptılar ki, sonunda resmen bir İslam devleti haline geldi.
Değerli arkadaşlar size bir şey anlatacağım, bu son derece önemlidir. Biz İran İslam devriminden sonra İran'a gittik, rahmetli Dışişleri Bakanı Gündüz Ökçün'le, Humeyni'yi ziyaret etmek için. İnsanlar bizimle tanıştırılıyor, şu Kültür Bakanı, bu Dışişleri Bakanı, bu bilmem ne bakanı, bu adam da diyor benim Türkiye'deki temsilcimdir. Sorduk ne yapacak yeni büyükelçiniz diye. "Hayır büyükelçi değil" diyor. Ne yapacak orada? İran İslam Devrimini Türkiye'de yayacak diyor. Bunu yüzümüze söylüyor. Şimdi düşünebiliyor musunuz, Türkiye buraya nasıl gelmiş bir devlettir. Adım adım yabancıların önünde diz çökerken Türkiye'yi bugünkü duruma getirmiştir.
Bir şey daha söyleyeyim, nereye, nasıl geldik ? Değerli arkadaşlar 1 Mart tezkeresinden herkes çok bahsediyor. Bilen konuşuyor, bilmeyen konuşuyor. 1 Mart tezkeresinin özü hiç size anlatıldığı gibi değil. 1 Mart tezkeresini dikkatle okursanız, birtakım Amerikan askerleri gelecek Türkiye'den Irak sınırına geçecekler, Irak'ta harekat yapacaklar, öyle değil. 1 Mart tezkeresi diyor ki, 65,000 bin Amerikan askeriyle 250 Amerikan uçağı gelecek, Güneydoğu Anadolu'ya yerleşecek. Yerleşecek ! Ve orada bazı birlikler komşu ülkelere gidecek, Irak da demiyor. Türkiye sürekli bir Amerikan üssü olacak. Bunu söylüyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak buna itiraz etmeseydik, büyük bir tepki göstermeseydik, ve Adalet ve Kalkınma Partisine mensup 99 milletvekili bizi desteklemeseydi Türkiye bugün bir savaş ülkesi olacaktı. Bağdat'ta gördüğünüz, Felluce'de gördüğünüz, Tikrit'te gördüğünüz manzaraları Güneydoğu'da görecektiniz. Değerli arkadaşlar, bu konuda da çok şey söyleyebilirim ama vaktinizi almak istemiyorum. Size şunu söyleyeyim ki ben bu tezkereyi reddeden Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi olduğum için büyük bir gurur duyuyorum.
Çocuklarımıza bırakacağımız miras budur.
Size bir şey daha söyleyeceğim. Maalesef gerçekleri size anlatmak bizim görevimizdir. Biz Mecliste üzerinde en çok hassasiyet gösterdiğimiz konulardan biri Ermeni konusudur. Ermeni konusunda Türkiye'nin üzerinde çok büyük oyunlar oynanıyor, Birinci Dünya Savaşından beri. Birinci Dünya Savaşında İngilizlerin Savaş Propaganda Bakanlığınca bu Ermeni meselesi Türkiye'nin başına bela olması için bilinçli olarak yaratılmıştır. Türkiye ve Almanya'yla birlikte savaşan ülkelere karşı, Savaş Propaganda Bakanlığı Wellington House'a 25 tane ünlü yazarlarını çağırıyorlar: "Bunlar bizim düşmanımız diyorlar, bunlar aleyhine ne kadar propaganda yapmak mümkünse yapacaksınız. Bu gizli bir vatan görevidir. Biz sizin yazacağınız kitaplarla Amerikan halkını etkileyeceğiz, Amerikan halkı da Amerikan hükümetini zorlayacak, Amerika savaşa girmiyor, bizden yana savaşa katılacak." Olay bu. Bunun üzerine 1,156 tane kitap yazıyorlar. Bunlardan bir tanesi de meşhur 'Mavi Kitap'. Türkleri yüz kızartıcı işler yapan cani bir millet gibi tanıtıyor. Değerli arkadaşlar, Ermeniler bu konuyu o kadar Türkiye aleyhinde kullanıyorlar ki, dünyanın her yerinde parlamentolardan kararlar çıkarıyorlar. Şimdi de Amerikan Halk Meclisinden bir karar çıkaracaklar. Bu kararı engellemek için biz aylarca bu hükümeti uyardık, derhal Dışişleri Komisyonundan bir heyet yollayalım, oradan heyetler çağıralım dedik, hükümeti uyardık. Sonunda karara vardı hükümet, üç tane heyet yollayacağız. Üç tane heyet gidecek. Ama öyle allem edip kallem ediyorlar ki, heyetler içinde yer alan Cumhuriyet Halk Partili üyelerin parti yönetiminden olmayacak. Düşünebiliyor musunuz nasıl bir zihniyet Türkiye'yi idare ediyor ? Yani benim partimden kim gidecek sen karar vereceksin. Böyle bir şey olabilir mi ? İtiraz ettik. Peki dediler, siz koyun isimlerinizi. Koyduk. Birinci heyet gitti, ikinci heyet gitti, biz üçüncü heyet olarak gideceğiz, bütün hazırlıklar yapıldı, tarih tespit edildi, vs...
Biraz erteleyelim dediler. En son 14 Nisan'da gidilecekti. Değerli arkadaşlarım, gidemiyoruz. Niçin gidemiyoruz ? Çünkü vize alamadık. Sayın Turhan Çömez biraz önce dedi ki: "Ben Irak'tan vize alamadım, onun için gidemiyorum". Zannetmeyin ki Amerika bize vize vermedi. Bize Türkiye vize vermedi. Sayın Meclis Başkanımız Şükrü Elekdağ ve benim bulunduğum heyetin Amerika'ya gitmesini reddediyor. Yani Türkiye'nin Ermeni konusunda uğradığı zulmü meslekleri itibariyle en iyi bilecek durumda olan, Amerikan Kongresine en iyi şekilde anlatacak Türk milletvekillerinin Amerika'ya gitmesi için vize vermiyor. Düşünebiliyor musunuz ? Vardığımız nokta budur. Ulusal çıkarlarımızı koruyalım diyor sayın Çömez, sayın Çömez'in bütün sözlerini saygıyla karşılıyoruz. Sayın Çömez'in dedikleri doğrudur da partisi yanlıştır. Biz onu Adalet ve Kalkınma Partisi içinde bir fabrikasyon hatası gibi görüyoruz.
2007 yılında Türkiye nerede ? Kıbrıs konusunda nerededir ? Kıbrıs bizim milli davamız. Şehitler vermişiz. Kıbrıs devletini kurmak için, o devlet kurulurken Türklere eşit yetkiler, eşit haklar sağlamak için olağanüstü bir gayret göstermişiz, başarmışız. Devlet bizim istediğimiz gibi kurulmuş. Sonra Türkler dışlanmış, uzun hikaye. Şimdi geldiğimiz nokta neresi ? Biz diyoruz ki Türkiye'nin tutumu, iki tarafın egemen eşitliğine dayalı olarak bir çözüm bulunması. Sayın Başbakan ne diyor ? "Bu politika yanlıştır" diyor. "30 seneden beri yanlış işler yapılmıştır, izlenen bütün politikalar yanlıştır. Biz o politikalarda direnseydik Suriye Lübnan'dan nasıl kuzu kuzu çekildiyse biz de Kıbrıs'tan kuzu kuzu çekilirdik" diyor. Kuzu devlet Türkiye ! Şimdi değerli arkadaşlarım, karşımıza Annan Planı çıktı. Başbakan hemen atladı, aman ne kadar güzel diyerek. Kıbrıslı Türklere baskı yaparak kabul ettirdi. Ne yazıyor bu planda? Ayrıntıları bırakıp, özünü size söyleyeyim: Türk tarafının elindeki toprakların büyük bir bölümü Rumlara veriliyor. Yetmiyor. Geri kalan toprakların içine Rum sokuyorsunuz. Türk askeri de artık Kıbrıslı Türkleri korumayacak, üç iş yapacak: karargahın içinde eğitim, silahların bakım ve onarımı, üçüncüsü de törenlere katılma. Sadece bunu yapacak. Yani askerin dişini söküyorsunuz Kıbrıs'ta Ve siz bunu zorla ettirdiniz Kıbrıslı Türklere. Türkler evet dedi, bereket Rumlar itiraz etti. Allaha şükür. Bu Rumların neye etmiş diye düşünüp duruyordum şimdi niye itiraz ettiği anlaşılıyor. Çünkü fazlasını istiyorlarmış. Nasıl alacaklarmış şimdi anlaşıldı. Kıbrıslı Rumlar anlaşma imzaladı, Yunanistan'la, Mısır'la ve Lübnan'la ve bu anlaşmaya göre Kıbrıs adasının etrafındaki ekonomik bölge ve altındaki kıta sahanlığını paylaştılar. Bütün bu kıta sahanlığı benimdir diyor, altındaki bütün servet benimdir diyor. Ne var o servette? Bir Norveç şirketiyle bir Çin şirketi araştırma yapmış, 8 milyar varil petrol olduğu tespit edilmiş, 450 milyar dolar değerinde. Ve Kıbrıs Rum yönetimi diyor ki ben bunun bir litresini vermem size. Türkiye'nin gıkı çıkmıyor. Açtılar ihaleyi, uluslararası ihale açtılar, şimdi teklifleri topluyorlar, yakında ihaleyi verecekler. Türkiye'nin ağzını bıçak açmıyor. Sonra ne oldu ? Sonra Avrupa Birliği genişlemeden sorumlu komiseri dedi ki; "Buna hakları vardır, onlar bu konuda her istediklerini yapabilirler". Başka ? Almanya Dönem Başkanı buna hakkı vardır diyor. Peki Türklerin hakkını yiyorsunuz diyenler kimler ? Hiçkimse demiyor !
Değerli arkadaşlar, Kıbrıs konusunda Avrupa Birliğinin tutumu ne ? Bize çok açık olarak, AB belgelerinde diyorlar ki, "nasıl biz Güney Kıbrıs'ı tüm Kıbrıs'ın tek meşru devleti olarak tanıyorsak siz de öyle tanıyacaksınız". Ek protokol imzalayacaksınız dediler, baş üstüne dedi hükümet, Abdullah Gül imzaladı geçen Temmuzda. Fakat bunu Meclisten geçirmek kolay değil. 1,5 senedir Meclise getiremiyorlar. Utançlarından Meclise getiremiyorlar.
Son zirve kararında dediler ki, "Madem ki siz bunları yapmıyorsunuz, o zaman biz sekiz görüşme maddesini donduruyoruz, geri kalanın tamamını da Kıbrıs'a bağlıyoruz. Kıbrıs'ta siz bizim istediğimiz tavizi vermezseniz, biz hiçbir şekilde tek bir maddenin bile kapatılmasını kabul etmeyeceğiz". Geçen ay biz Almanya'ya gittik, Almanya'nın Dışişleri Bakanlığının en üst düzeydeki yetkilisiyle konuşuyoruz, bize dedi ki "Siz bu sonuca şükredin. Eğer biz olmasaydık tamamını donduracaklardı. Biz rica ettik, Türkiye'de seçimler var, seçim yılıdır, şu anda bu hükümet taviz veremez, seçimlerden sonra ancak bu tavizi alabiliriz. Ama seçimden sonra bunları yapacaksınız". Ek protokolü onaylayacaksınız diye emir veriyor. Ondan sonra da Güney Kıbrıs'ı tanıyacaksınız. Dedim ki: "Boşuna zahmet etmeyin, seçimlere kadar da beklemeyin. Seçimlerden sonra iş başına gelecek hiçbir hükümet bu sizin söylediklerinizi yapmayacaktır. Bunu yapacak hükümet bir yıl bile iktidarda kalamaz".
İşte Kıbrıs'ta geldiğimiz nokta budur.
Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği'yle ilişkilerimizi artık anlatmama gerek yok. Çok söyledik. Fakat şunu bilesiniz ki Avrupa Birliği'nde hakim olan zihniyet bugün, büyük devletlerin zihniyeti maalesef Türkiye'yi bir parya devlet gibi gören bir zihniyettir. Parya devlet gibi görüyor. Utanmadan, sıkılmadan Türkler bir tepki gösterir mi diye düşünmeden, Fransa'nın iktidar partisi başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Sarkozy "Türkiye bir Asya ülkesidir. Avrupa'da hiçbir yeri yoktur, hiçbir zaman Avrupa'ya girmesi söz konusu değildir" diyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel ne diyor? O diyor ki "Önümüzdeki 50 sene giremez". Şu işe bakın. Biz Almanya'ya gittiğimizde sorduk, biz diğer adayların gerçekleştirdiği bütün koşulları yerine getirsek, bizi üye yapacak mısınız yapmayacak mısınız ? Bir tanesi yapacağız demedi. Şimdi huzurunuzda, hiç kelimeleri saklamadan, eğip bükmeden çok açıkça söylüyorum, siz bizi diğer adayların yerine getirdiği koşulları yerine getirsek bile üye yapmayacaksınız. Yani bizi sadece Türk olduğumuz için Avrupa'dan dışlayacaksanız bunun adı ırkçılıktır ! O zaman biz de sayın Genel Başkanımızın açıkladığı gibi Avrupa Birliğine taahhütlerimizi göndermeyiz, Gümrük Birliğine göndermeyiz. Diyorlar ki bizi Avrupa Birliğine almazsanız biz B planımızı uygularız. Neymiş B planı ? Efendim Maastricht kriterlerini İstanbul kriteri yapacağız, Kopenhag kriterlerini Ankara kriteri yapacağız, yani almıyorsa devam edeceğiz biz. Biz hayır diyoruz, hayır ! Avrupa Birliğine karşı seçenek bir B planı değil. Avrupa Birliğine seçenek A planıdır. A planı da Atatürk'ün planıdır. Türkiye o zaman ne yapacağına kendisi karar verecek ve sizin dümen suyunuzdan gitmeyecek.
Şunları bilmek lazım. Biz Lozan'dan itibaren dış borç almamaya çok özen gösterdik. Lord Curzon "Eğer ileride bize borç almak için gelirseniz cebimizdeki bugün kabul etmediğiniz bütün siyasi tavizleri çıkaracağız" diyor. Amerikan Cumhurbaşkanı diyor ki: "Biz mali gücümüzle devletleri istediğimiz gibi yönlendirebiliriz". İşte bunu düşünerek Cumhuriyeti kuranlar hiç dış borç almadan bu devleti idare ettiler ve kendilerinden sonrakilere 150 ton altın bıraktılar. Şimdi nereden nereye geldik? Şu anda Türkiye dünyanın en borçlu 5. ülkesidir. Ve borç geri ödemesinde de dünyada 15. sırada geliyor. Demin arkadaşımız söyledi, dünyanın en zengin 9. ülkesi olan Türkiye'de fert başına milli gelir sıralamasında dünyada tam 99. sıradadır. 99. sırada geliyoruz. İnsan Gelişim Endeksi, milli gelirle birlikte eğitim ve sağlık göstergelerini içeren göstergede dünyada 92. sırada geliyor. 91 ülkenin vatandaşları bizden daha zengin ve daha iyi bir hayat sürüyorlar. Yolsuzluk sıralamasında dünyada 60. sıradayız. İşte değerli arkadaşlarım, Türkiye bu durumdadır.
En son bir şey söyleyeyim, Türkiye 27 ülkelik bir grubun içinde bulunuyor. Bunların adı Gelişme Yolunda Piyasa Ekonomisi. Burada bazı göstergeler var. Cari açıktan bahsettiler, cari açıkta biz kaçıncıyız 27 ülke arasında? Birinciyiz. Bizden fazla cari açık veren yok. Dış ticaret açığında kaçıncıyız? Birinciyiz. Faiz haddinde kaçıncıyız? Birinciyiz. Bizden daha yüksek faiz oranı yok. Düşünebiliyor musunuz? Ve ondan sonra kalkacağız, iftihar edeceğiz. Daha pek çok rakam var, hepsini söylemiyorum ama bu tablo bizde olacak ve biz övüneceğiz! Bu iktidarla övüneceğiz ! İnsaf edin. İnsafınız bu gibi durumlarda hadi canım sen de diyor. Türkiye'yi bu duruma getirenler değerli arkadaşlarım diyorlar ki "Cumhurbaşkanını da biz seçelim. Biz kimi istersek onu Cumhurbaşkanı yaparız." Değerli arkadaşlar yapamazlar ! Sizlere çok açık söylüyorum, yapamazlar. Orası Atatürk'ün koltuğudur. Türk milleti Atatürk'ün koltuğuna bir karşı devrimciyi oturtmaz !

.: www.bozdogan.org :.

Yayınlanan Diğer Yazılarım


  AKP ve ATATÜRK  17.11.2017  718
  Bozdoğan MYO yu AKP ilçe Yönetimi (isterlerse  23.08.2017  492
  Deprem ve Bozdoğan   21.07.2017  409
  Adalet yürüyüşünde aklıma takılanlar  10.07.2017  381
  Okuyun gençler. Çok geç olmadan...  19.05.2017  1764
  Bzodoğan referandum analizi  17.04.2017  2477
  Her vatansever hayır demek mecburiyetinde...  02.02.2017  592
  ÜLKEMİZDE NELER OLUYOR-NE YAPMALI  21.12.2016  786
  Hukuk ve Yargı ne kadar önemli anlaşıldımı ac  06.10.2016  770
  Yeni Fetöler yaratılmasın...  02.09.2016  792
  BOZDOĞANLILAR KÖYE GERİ DÖNÜN...  23.02.2016  1335
  Türkiye terörü bitiremez-ÇIKMAZDAYIZ..  18.02.2016  909
  3 Maymun,3 muhalefet ve CHP  18.01.2016  1034
  CHP il başkanlığının kaybedeni Bozodğan  28.12.2015  1202
  Kendi ayağına sıkan MUHALEFET Partileri...  05.11.2015  1269
  Ankara ' da yaşananlar...  12.10.2015  1091
  Güzel ve ömre bedel Bozdoğan  25.08.2015  1280
  BOZDOĞAN VE AYDIN SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ.  08.06.2015  1432
  Haydi kent müzesi kuralım...  28.04.2015  1378
  İKİ ÇANAKKALE  18.03.2015  1143
  Aydın milletvekili adayları kimler olacak  27.02.2015  1156
  Halkımız bilinçsizmi? Öncüler bilinçlimi...?  18.02.2015  840
  Bir kişi fazla okusun diye  10.12.2014  1151
  GECİKMELİ YAZILAR  28.11.2014  1285
  Boş yazı...  22.10.2014  1139
  Mülteciler neden Türkiye'ye sığınıyor  24.09.2014  1164
  BALKANLAR...  20.08.2014  1118
  OLMAK veya OLMAMAK...Seçmek veya seçmemek...  19.06.2014  1119
  Antep- Urfa- Mardin gezisi  06.06.2014  1046
  GÜNEYDOĞU:Saptamalar ve değişen algılarım  20.05.2014  1059
  sıradan vatandaşın büyük adımı  12.05.2014  1183
  SEÇİMİN HALLERİ-Küçük ilçelerin büyük seçimle  14.04.2014  1251
  Bozdoğan -ve Aydın-seçiminin yorumu.  31.03.2014  1330
  AYDIN SİYASETİ   18.03.2014  1179
  Bozdoğan siyasetinde son gelişmeler  06.03.2014  1336
  Belediye Meclis Listeleri...  21.02.2014  1227
  Albay Ali Türkşen MEKTUBU  09.01.2014  1209
  Neler oluyor ve 2020 de Türkiye   18.12.2013  1247
  Asıl Gizlemek İhanettir: CAN DÜNDAR  09.12.2013  1197
  KÜRTÇÜLÜK- Kurt istan…  21.11.2013  1088
  Bu ülke sizin değil sn Başbakan  08.11.2013  1057
  Herşey gözünüzün önünde olmakta...  09.10.2013  1245
  AVRUPA- 2 ( Devam )  16.09.2013  1095
  AVRUPA  23.08.2013  1083
  Sıcak yaz siyaseti günleri  28.06.2013  1168
  HALKA ZULÜM HAKMI; YA DA ATATÜRKÇÜLERE   03.06.2013  1116
  SLİKON VADİSİ  30.05.2013  951
  SONSUZ APTALLIK  20.04.2013  1511
  Yapacak bir şey yok !?  11.04.2013  1248
  KADIN HAKLARI NELERDİR-Yasal düzenlemeler  08.03.2013  1198
  Yeniden Bozdoğanspor ve geleceği   20.02.2013  1080
  NAİLE UZUN PANK- Bir masal  04.02.2013  1569
  Meslekte 25 yıl ve plaketler...  07.01.2013  1255
  Duymak istemeyene, görmek istemeyene anlatama  27.12.2012  1239
  Taraf Gazetesi bertaraf olurken özgür basın.  17.12.2012  1122
  Bozdoğan çok iyi bir sınav daha verdi  28.11.2012  1352
  Merkez İlköğretim nasıl kurtuldu..  11.11.2012  1028
  Büyükşehir olmak iyi mi kötü mü , nasıl?  12.10.2012  1504
  TÜRKİYE NEREYE  24.09.2012  1244
  Gece uzun sürsede gün doğar...  27.08.2012  1332
  MERKEZ İLKÖĞRETİM- TARİHİMİZ-SON ÇAĞRI  20.07.2012  1188
  BOZDOĞAN & BOZDOĞAN  04.07.2012  1424
  ADLİYELERKAPANIYOR-SIRA BOZDOĞAN' A GELİYOR  18.06.2012  1362
  Sezer' in hakkı Sezer' e  09.06.2012  1191
  Böyle bir 19 Mayıs  19.05.2012  1285
  GÖ Z A L T I ...  10.05.2012  1528
  Camiyi ahır yapmak   25.04.2012  1398
  A V U K A T   06.04.2012  1246
  MERKEZ İLKÖĞRETİM OKULU  12.03.2012  1304
  Güç Savaşları  13.02.2012  1315
  Adalet nereye koşuyor  26.01.2012  1291
  2011 de BOZDOĞAN  30.12.2011  1343
  Bozdoğan da kadına şiddet  28.11.2011  1497
  DEPREM ve BOZDOĞAN  11.11.2011  1222
  ACI ÖFKE ÜZÜNT܅ AMA ÇARE NE?  20.10.2011  1291
  BAHİS nasıl oynanmalı  29.09.2011  990
  Çocuğunuz büyürken...  19.09.2011  1102
  Ne olacak bu Fener’ in hali?  07.09.2011  987
  Acayip şeyler oluyor...  30.06.2011  1389
  Seçim değerlendirmesi  13.06.2011  1237
  Konuşacakken susmak, Susacakken konuşmak  12.05.2011  1223
  Bozdoğanspor yükselişi  25.04.2011  1181
  Aday adayı partili nefer  12.04.2011  1340
  Sıcağı sıcağına ön seçim değerlendirmesi  04.04.2011  1079
  ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ- İşkencesi  28.03.2011  980
  Serdar Akinan' dan Libya yazısı  21.03.2011  1131
  Geçmiş olsun JAPONYA  16.03.2011  1165
  700 yıllık öğüt  08.03.2011  1075
  Bahar siyaseti  18.02.2011  1245
  Mısır ve Ortadoğu ' de neler oluyor?  03.02.2011  984
  Başarılar Bozdoğanspor...  19.01.2011  1073
  MESLEK YÜKSEK OKULUMUZ NEREYE ?  26.12.2010  1072
  EĞİTİMDEKİ SORUNLAR- 1  08.12.2010  1212
  İlçemizdeki üzücü olaylarda artış   22.11.2010  1298
  H E S.....ler....  04.11.2010  1016
  Suyumuz neden kapatılıyor...?!...  15.10.2010  1339
  S O N B A H A R . . .   04.10.2010  1231
  Bozdoğan' da gecenin öteki yüzü..  22.09.2010  1168
  NİHAT GENÇ artık yazmayacak mı ?  16.09.2010  1183
  Bozdoğan sonuçlarının değerlendirilmesi  13.09.2010  1118
  Evet mi çıkar Hayır mı ?   25.08.2010  1291
  HAYIR zamanı…  10.08.2010  1099
  Einstein'dan hayat dersi   29.07.2010  1213
  Ahmet Hakan neden "HAYIR" dedi.  12.07.2010  1046
  M . Y . 0 .  02.07.2010  1029
  Tersine açılım   16.06.2010  1061
  Kuşkulu akıllılar- küstah aptallar  31.05.2010  1097
  Sempozyum nasıl geçcti.  20.05.2010  1008
  Komplocular kazandımı, Baykal bitti mi ?  10.05.2010  1233
  Yaza girerken...  03.05.2010  999
  Anayasa' ya Bozdoğan ne diyor  12.04.2010  1242
  Aşık Veysel' in eşi nasıl kaçtı?  30.03.2010  1114
  Bozdoğan’ a sığınmak...  18.03.2010  1114
  CHP İl Kongresi  08.03.2010  966
  Türkiye anatomisi. Geleceğe bir bakış ( Le Mo  22.02.2010  1071
  Patlayan kanal olayı  08.02.2010  1176
  Bekir Coşkun - Darbenin iyisi  29.01.2010  1024
  Nazilli' den İzmir' e demiryolu olur mu ?  15.01.2010  1258
  * YENİ * YILINIZI * KUTLARIZ**   31.12.2009  1142
  MAĞDUR.....  23.12.2009  1105
  RASİM MENTEŞE...  07.12.2009  1283
  Kabak tadı veren konular..  19.11.2009  1174
  Şehit babaları nerde ?  04.11.2009  1162
  İlçemizde boşanmalar neden arttı.  20.10.2009  1171
  Bozdoğan' da başı önde adamlar...  08.10.2009  1457
  Bu düzen hep böylemi ?..  28.09.2009  1147
  Konserleri seviyoruz...  22.09.2009  1201
  Hastanelerin durumu ve hastanız varsa ne yapm  15.09.2009  1219
  Mehmet nasıl kurtuldu  08.09.2009  1251
  Eğitimdeki büyük yükseliş  25.08.2009  1028
  TEŞEKKÜRLER BÜLENT TEKBIYIKOĞLU. YOLUNUZ AÇIK  29.07.2009  1060
  Tatil herkesin hakkı ama..  22.07.2009  1079
  Güzel Ülkem nereye ?  07.07.2009  1255
  D E D İ K O D U . . .  24.06.2009  1266
  Bozdoğan' da stres ve dedikodu...  15.06.2009  1324
  Zengin müsrif çevreci vatansever: Hangisiyiz   01.06.2009  1247
  ADD ÇYDD ve Türkan Hanım...  20.05.2009  1261
  Baharı beklerken...  08.05.2009  1267
  NEREDEEEEN NEREYE…  23.04.2009  1277
  Beyaz Rüzgar gibi geldi geçti...  16.04.2009  1246
  Gurur Duyuyorum....  08.04.2009  1294
  Tümer Apaydın' a büyük güvenoyu  30.03.2009  1276
  “BOZDOĞANLI” ASALETİ- Ramazan Topoğlu  21.03.2009  1692
  SEÇİMLER VE BİZ  12.03.2009  1180
  Adaylar ve Bozdoğan  25.02.2009  1499
  Kimi dinleyelim ?kime inanalım?  13.02.2009  1480
  AYDIN ÇOK ZENGİN OLACAK  02.02.2009  1373
  BATI en çok hasta adamı sevdi  14.01.2009  1460
  ISSIZ ADAMLAR  08.01.2009  1279
  Özür dileyen vatan hainidir.Canan Arıtman ise  25.12.2008  1365
  KRİZ GELDİ.  17.12.2008  1178
  Halk aday arıyor mu ?  28.11.2008  1486
  Mustafa- Musti yada Mustafa Kemal  10.11.2008  1513
  Üniversite ve öğrencilerimiz ne durumda ?  30.10.2008  1334
  Günlerden pazardı ve birşeyler yapmalıydı  20.10.2008  1338
  Çocuklarımız ölürken laf üretenler...  07.10.2008  1321
  BOZDOĞANSPOR nereye...  24.09.2008  1690
  Kahramanlar  10.09.2008  1365
  BURS VERECEK ÜÇ KİŞİ  27.08.2008  1548
  Kötü yönetiliyor ve kaybediyoruz  17.08.2008  1250
  Bravo Karacasu  05.08.2008  1775
  Nükleer santrallere evet   22.07.2008  1300
  İlk Köylü Protestosu   07.07.2008  1314
  Şiir gibi bir gece...  03.07.2008  1372
  ADAM OLMAK  13.06.2008  1520
  Milli takımdan başarı beklemiyorum  06.06.2008  1322
  Su Hayattır Ama Bazen de Hayat Alır  03.06.2008  1455
  Vakıflar Yasası - Hristiyan Yasası  25.05.2008  1358
  Queen Elizabeth Çanakkale ' yi geçti mi ?  17.05.2008  1445
  1968-2008 Bozdoğan Fotoğrafları  13.05.2008  1922
  Bozdoğan' da Eğitim ve Koşulları  29.04.2008  1505
  KÖYLERİMİZ  14.04.2008  1612
  DOST ARAYAN , DOSTU OLAN VE OLMAYANLARA...  31.03.2008  1591
  NİHAT GENÇ  24.03.2008  1540
  Anket ve vardığımız sonuçlar  11.03.2008  1445
  Eğitimi Kalkındırma Derneğine haksız eleştiri  27.02.2008  1450
  Bir beyin sporu: BRİÇ  19.02.2008  1504
  HAYALLERİN BİTTİĞİ GÜNLER…  06.02.2008  1673
  HASTANE konusunda son gelişmeler  26.01.2008  1518
  Dünya Türk ve Bozdoğan mutfağı  16.01.2008  1738
  TOKİ evleri  09.01.2008  2315
  Savaş ve Barış  31.12.2007  1381
  Gazete çıkarıyoruz. Ama şerefsizce değil...  21.12.2007  2003
  BAYRAM FOTOĞRAFLARI  18.12.2007  1700
  TARİH BİLİNCİ ve MEHMET NİYAZİ  08.12.2007  1448
  İLÇEMİZE HASTANE İSTİYORUZ  21.11.2007  1513
  Yeni bir dönem - SERBEST KÜRSÜ  14.11.2007  1793
  Ateş düştü-yaşam sürüyor  03.11.2007  1544
  Ülkemiz nereye gidiyor?  25.10.2007  1447
  Geçmişe müzikle dönüş  19.10.2007  1993
  BOZDOĞAN ZEYBEĞİ  11.10.2007  1855
  MUTLULUK  06.10.2007  1323
  Liselerimiz, velilerimiz ve Bozdoğan'da eğiti  26.09.2007  1876
  Bozdoğanspor-gerçekler ve ayrılık zamanı  17.09.2007  1604
  NE YAPMALI ?  06.09.2007  1468
  Yüksek Okul sorunlu başlıyor...  27.08.2007  1446
  İZMİR  19.08.2007  1926
  YAPRAK DÖKÜMÜ  07.08.2007  1587
  Seçimlerde Bozdoğan  23.07.2007  1675
  Vatan mevzubahisse gerisi teferruattır  18.07.2007  1385
  Tekirdağ' lı öğrenciler  11.07.2007  1480
  Günlük yaşamdan resimler  03.07.2007  1691
  Sıcak, daha da sıcak olacak...  27.06.2007  1647
  Bozdoğan' da seçilmiş olmak zor  18.06.2007  1638
  Bir yaşımıza daha girdik.Dört olduk...  11.06.2007  1651
  Milletvekili adayları ve Bozdoğan  06.06.2007  2630
  Önseçim ve seçim  30.05.2007  1566
  Vatan elden giderken at gözlüğü takmak  16.05.2007  1483
  MENDİL  09.05.2007  1631
  Kuraklık ve Afet Bölgesi   03.05.2007  1489
  Çağlayan Tandoğan  29.04.2007  1513
  Su Uyur Düşman Uyumaz  23.04.2007  1595
  Yeterince tanımadığımız okulumuz METEM  16.04.2007  2078
  Belediyenin son bir yılının değerlendirmesi  01.04.2007  1712
  ÜNİVERSİTEYİ KURANLAR  17.03.2007  2674
  C E M R E  08.03.2007  1729
  Ne kadar tarafız  04.03.2007  1518
  DEVE GÜREŞİ   26.02.2007  1864
  GERÇEK HABER  14.02.2007  2067
  Kahraman bakkal supermarkete karşı  03.02.2007  1697
  Küresel sorunlar bizimde sorunumuzmudur ?  28.01.2007  1573
  H.Dink' in ölümü karşısında ne yapabiliriz  21.01.2007  1795
  Yeni Hedefler...  10.01.2007  1746
  Nasrettin hoca ve Noel baba  03.01.2007  1802
  2006 son dönemlerin en güzel yılı oldu  26.12.2006  1811
  Yaprak tütünde kapandı ya...  18.12.2006  1878
  Üniversite öğrencileri ile söyleşi -2  13.12.2006  1864
  Üniversite öğrencileri ile söyleşi-1  09.12.2006  1965
  Dolandırıcı nasıl anlaşılır ?  03.12.2006  1847
  BOZDOĞANSPOR ŞAMPİYON OLAMAZ  26.11.2006  1863
  Yeni bir dönem...  12.11.2006  1776
  SEMERKANT  01.11.2006  1775
  Bayramdan kısa notlar  26.10.2006  1760
  Orhan Pamuk, Nobel ve Fransa  16.10.2006  1708
  Bir pazar sabahı...  08.10.2006  1947
  Kısa Kısa ....  04.10.2006  1678
  Ankara Kulisleri  21.09.2006  1755
  Bir maç analizi  15.09.2006  1593
  Dünyanın en mutlu insanları  09.09.2006  1818
  Yeni adli yıl başlarken...  06.09.2006  1550
  ZAFER....  31.08.2006  1721
  Üniversite ve Festival  29.08.2006  1619
  Büyük Parkta 2. buluşma  26.08.2006  1684
  BÜYÜK BULUŞMA  23.08.2006  1596
  Bozdoğan Belediyespor 2007..  18.08.2006  1825
  Buluşmayı iptal ediyoruz...  09.08.2006  1662
  İki Düğün...  01.08.2006  1950
  Gangımak  27.07.2006  1745
  Bozdoğan' dan geçen bir Şair Eşref  16.07.2006  1780
  Havai fişekler artık atılmasın..  10.07.2006  1748
Tüm hakları saklıdır ( ©)