AKP ve ATATÜRK Devamı...

İSTATİSTİKLER

7 kategori altında, toplam 2320 haber bulunmaktadır.
Bu haberler toplam 2150257 defa okunmuş ve 2346 yorum yazılmıştır.

Arama ARAMA


Foruma son eklenenler gelecek

Deve güreşine büyük ilgi

Kategori Kategori: Güncel | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 966 Okunma | Yazar Yazan: emin | 02 Mart 2010 09:33:19

Pazar günü yapılan deve güreşlerine ilgi büyük olunrken 4 600 biletli olmak üzere 7000 civaırındaki seyirci de karşılaşmaları izledi. Güreşler internetten de naklen yayınlanırken, güreşlerde keyifli ve heyecanlı oldu.ÇILGIN HASAN- ÇLGIN AKIN eşleşmesi ise gerçekleşemedi.Güreşleri vali yardımcısı ve 12 CHP belediye başkanı da katıldı.

Güreşler güzeldi, heyecanlıydı, keyifliydi, 7-8 bin kişi heryeri doldurdu, hava da uygundu ve Bzdoğan' a yakışır bir güreş oldu. Ancak Çılgın hasan- Çılgın Akın eşleşmesi deve sahiplerinin anlaşmazlığa düşmesi nedeni ile gerçekleşmedi ve hayal kırıklığı yarattı. Güreşleri CHP Aydın büyük ilgi gösterdi. 12 belediye başkanı ve il başmkanının yanısıra ilçe başkanları da güreşleri izledi ve Bozdoğan' ın misafiri oldu.
 | Puan: 1 / 4 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

simge { 04 Mart 2010 17:25:05 }
internette nerede yayınlanıyor?
söylerseniz mutlu olurum
mustafa { 02 Mart 2010 10:38:29 }
http://www.acikistihbarat.com/Yazilar.asp?yazi=184
Benim Yorumum Değildir. Üzerinde düşünülmesi gereken bir yorum olduğu için iletiyorum. Selamlar
Kerkük NATO'nun Bubi Tuzağıdır, Düşme Paşam
Behiç Gürcihan

(Öteden beri Kerkük veya Yalçın Küçük’ün “Musul’u almazsak Diyarbakır’ı veririz” şeklindeki sloganlaştırdığı “MUSUL’u alın” tavrı çok tehlikelidir. Özal’a bu telkin daha evvel yapılmıştı. Şu anda, Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ın 4 ülkenin cografyasını ilgilendiren bir karar bize, “MUSUL zaten sizindi” hamasi ifadeyle yutturulmak istenen bir tuzak. Eğer Musul Vilayeti’ni ele geçirirsek, bütün diğer tehditleri yok saysak bile ( doğabilecek Arap düşmanlığını veya Batı işbirlikçisi veya Emperyalist Türkiye şuçlamalar hemen ertesi gün bize Musul’u alın diyenler tarafından propaganda edileceğini bilelim ), en belirgin sonucu bu 4 ülkede dağılan Kürt Coğrafyası’nı birleştirmiş olacağız. Sadece Türkiye’de birleşen Kürt nüfus için hemen bağımsızlık türküleri söylettirilecektir. Musul’u almadan önce ve bu günkü durumda olduğu gibi, mücadele edilecek 4 devlet 1’e (bire) inecektir. O da TÜRKİYE olacaktır. Kürdistan isteyenlerin tek hedefi Türk milleti olacaktır. Batı (AB ve ABD’nin ) bize harp açması daha kolaylaşacaktır. Aşağıdaki yazı bununla ilgili fakat farklı bir yaklaşım sergiliyor. Karar sizin... İ.Y.).

Yugoslavya parçalanırken;

ABD'nin hava kuvvetlerine kolluk görevi yapardı F-16'larımız...

Neyse ki ortada katliama uğrayan mazlum Müslüman soydaşlarımız vardı da;

bu kan revan içerisinde,

kimse, Türk Ordusu'nun bir devletin parçalanışına lojistik destek sağladığının farkına varmadı.

Neyse ki ortalığı kan-barut kokusu kaplamıştı ki; NATO(ABD) tarafından çizilen rotanın dışına çıkmaya kalkan Türk F-16'ların elektronik göstergelerinin; tepedeki AWACS uçakları tarafından köreltip, "görev yerinize dönmezseniz motorunuzu da sustururuz" tehdidinin savurulduğunu öğrenemedi. .

Neyse ki;

Saraybosna'ya hakim tepelere, sokaktaki çocuğa suikast tüfeği ile ateş edecek kadar aşağılık bir hayvan türü yerleşmişti ki;

özgürlük ordusu olarak dünya kamuoyuna lanse edilen Kosova Kurtuluş Ordusu'nun;

aynen bizim PKK gibi, uyuşturucu parası ile beslenen,

NATO'nun özel kargo uçakları ile her türlü lojistik desteği sağladığı bir Gladio çetesi olduğunu kimse öğrenemedi.

Sonuçta; Mustafa Kemal'den sonra;

çağımızın en önemli ulus yaratma projelerinden birinin mimarı olan Tito'nun Yugoslavya'sı; balkanların PKK'sı Kosova Kurtuluş Örgütü'nün; bölgedeki günahın yarısını paylaştığı bir kurgu üzerinden parçalanırken;

Türk Ordusu oradaydı.

NATO'nun Napoli'deki AFSOUTH karargahında, sözkonusu karargahta, Türk Ordusu'nun başında kim vardı biliyor musunuz?

Müstakbel Genelkurmay Başkanımız
Yaşar Büyükanıt Paşa.

Bu gerçeğin bilincinde olarak kendisine yazdığımız ;
Yaşar Paşa'ya Mektup - Cerrahın Elleri, Askerin Yüreği

başlıklı mektupta;

NATO'nun ciğerini bilen bir Türk Paşası olarak;

NATO'nun devletleri parçalamak için hangi çeteleri nasıl beslediğini, hangi operasyonları kurguladığını bizzat bildiğini ve aynı oyunun Türkiye'ye karşı oynanmaya başladığı bir konjonktürde; iki senelik Genelkurmay Başkanlığı sürecinin bu ülke aleyhine kurgulanan oyunu bozmak için altın bir fırsat olduğunun altını çizmiş ve
TSK ve mekanizmalarını, son anda "ana sigorta" olarak devreye sokmak, yapılacak en büyük hata olacaktır.

TSK'nın elinde sorunlara müdahale etmek için sadece balta değil, çok ince neşterlerde bulunmaktadır.

Cerrahlar;

Kalp çalışırken gerçekleştirdikleri kalp operasyonları ile övünürler.

Kangren olduktan sonra gerçekleştirdikleri bacak kesme operasyonları ile değil.

TSK'nın;

hastanın başındaki hemşireye dönüştürüldüğü 2000-2005
süreci ile;

hastanın ayağını, bacağını kesmek zorunda bırakılacağı 2005-12

dönemi arasındaki geçiş sürecindeki üstleneceğiniz görev;

bu bağlamda bir CERRAH'ın elleri;

bir ASKER'in yüreği ile;

üstlenmeniz gereken bir görevdir
demiştik.

Bu; Yaşar Paşa, ABD'den liyakat madalyası almak için boynunu uzatmadan önceydi.

Geçen sene Şubat ayında kaleme aldığımız aşağıdaki beş makalenin üzerinden ise yaklaşık bir sene geçmişti.
•     Ya Mollalarla; Hahamlar Savaş Konusunda Anlaştıysa - I (Kerkük Merkezli Senaryoya Farklı Bir Bakış)
(03 Şubat 2005)
•     Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryosu(Şebekeler ve Devletler) - II
(04 Şubat 2005)
•     Tanrısal Ruhbanların(İmam&Haham) Tarihsel İşbirliği(İkinci Haçlı Furyasında Türkler Yine Sorun) - III
(07 Şubat 2005)
•     İran/İsrail Kontrollü Savaş Senaryosunda Yeni Adım - Suriye Cephesi (Suriye, İran'ın Oyununa mı Geldi?)
(21 Şubat 2005)
•     Keşmir-Van/Kudüs-Washington Ekseninde Nükleer Şebekeler(Kaos Dansının Sıradışı Oyuncuları)
(23 Şubat 2005)



Yaşar Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacağı dönem yaklaşırken;

bir baktık; Şemdinli-Diyarbakır ekseninde patlayan bombalar;

Arınç-Erdoğan-Sezer üçgeninde koparılan bir "irtica geliyor, laiklik elden geliyor" furyası ile kitlelere yutturulan o çok bildik toz bulutu... (Ben de laik-dinci kavgasını 12 Eylül 1980 öncesi SAĞ-SOL ÇATIŞMASI’nın kötü bir kopyası olduğunu, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi ülkemiz üzerinde BİR OYUN (Operasyon) olduğunu hep iddia etmişimdir. Bu yüzden son 7-8 senedir yürütülen laik-dinci çatışmasının hiç bir zaman içinde olmadım, olmam da. İ.Y.).

Sinop'ta kurulmasına karar verilen bir nükleer santral;

İstanbul'un hakim bir tepesine kurulan dünyanın en önemli nükleerci firmalarından GE;

bir yanda "ABD ile bozuştuk" havası; arka planda soft porno; "stratejik vizyon" anlaşmaları serisi...

Kerkük'te suikaste kurban giden Türkmen liderleri...

Kerkük'e sevkedilen Şii militanlar...ve Şemdinli-Diyarbakır olaylarının meşrulaştırma gücünden yararlanarak, bahar temizliğine değil, yıkıma gidercesine bölgeye sevkedilen Türk Ordusu...

Oturduk yukarıdaki seriye bir yazı daha ekledik...
Nükleer Baronlar Mollalarla Anlaştı : Üç Cunta, Bir Savaş
(Yüzyılın Emrivakisi Hazırlanıyor : Kerkük)

Ve Anglo-Sakson-Siyonist cephe ile İran'ın Mollaları arasında varılan üst düzey anlaşma ile; Kerkük'e yüzyılın en büyük bubi tuzaklarından birinin kurulduğu konusunda uyardık.

Ve yukarıda listelenen yazılarda da; kanıtları ile sunduğumuz tarihsel, ekonomik ve pratik ilişkiler ağı üzerinden böyle bir bubi tuzağının nasıl ve neden kurulabileceğini ortaya koyduk.

Tarihte ilk haçlı seferleri sırasında; İran merkezli güçlerle; Kudüs merkezli güçlerin;

Selçuklu Türklerine karşı nasıl ittifak yaptığını tarihsel örneği ile masaya serdikten sonra;

yeni Haçlı Seferi'nde Türklerin yine sorun olduğunu ve bu sorunun ortadan kalkması için;

Kerkük tuzağının kurulduğunu anlattık.

Bunu niye yaptık...

Korktuğumuz için...

Korkuyoruz çünkü;

Harp Akademileri'nin açılış dersine;

Atatürkçülük dersi vermek için; en önemli Osmanlı tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'yı davet eden Yaşar Paşa'nın...

----

"Neo-Osmanlı" projesinin teorik altyapısını; ayağına çağırdığı "kamuoyu yaratıcıları eğiterek"adım adım kurgulayan ABD'nin İstinye Üssünün açılış törenine 1. Ordu Bandosunu yollayan Yaşar Paşa'nın...

---

ve nihai tahlilde Atatürk sevgisinden kuşku duymadığımız Yaşar Paşa'nın..

kulağına kimlerin; "Kerkük'ü de içine alan; Misak-ı Milli soslu Neo-Osmanlı Masalı"

fısıldayabileceğini ( lütfen aşağıdaki iletiyi okuyunuz: “Özetle hatırlayalım…

- ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft, 7 Kasım 1986’da Ankara’ya gelerek Türkiye’ye “Musul ve Kerkük’ü alın” dedi. Ancak planın içeriğinde, "Türkiye himayesinde bir Kürdistan" vardı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Üruğ, plana karşı tutumunu, Taft’ın görüşme istediğini kabul etmeyerek gösterdi”NOT: Özal bunu “1 koyup 3 almak” şeklinde topluma kabul ettirmeye çalışmıştı.) ve bu masalı nasıl Yaşar Paşa'ya pazarlayabileceklerini çok iyi biliyoruz.

Korkuyoruz çünkü;

Milliyetçilik damarı kabaran toplumun; Son dönemde kaynatılan Şehit kanlarının buğusu gökyüzünde tüterken; Kuzey Irak-Kerkük ekseninde girişilecek bir maceranın
arka planını görmekte nasıl zorlanacağını ve Kerkük'ün Türk Milleti'nin hangi damarına denk geldiğini çok iyi bilenlerin, bu senaryoyu nasıl pazarlayacaklarını çok iyi biliyoruz.

Korkuyoruz...

Sınırda başlayan bir provokasyonla; Irak'a şu anda taktik düzeyde yapılan sızmaların,

çok kısa bir sürede tam teşekküllü bir askeri manevraya dönüşeceği; Kerkük'e bindirilmekte olan Kürt ve Şii kıtaların orkestrasyonu ile gerçekleştirilecek katliamlar bahane edilerek;

2002 yılında Harp Akademileri'nde gerçekleştirilen Kerkük merkezli "etnik çatışmaya müdahale edip barışı sağlayan NATO" harp oyununun gerçeğe dönüştürüleceğini görüp korkuyoruz.

Korkmakta haklıyız...

Afganistan'a en seçme birliklerini yollayan ve ABD'nin teröristi ile savaşmak için her geçen gün daha fazla yük taşımak zorunda bırakılan Türk Ordusu'nun;

lojistik ve stratejik ağırlığını tamamen Güneydoğu-Kerkük eksenine yaydığı bir noktada,

başlatılacak İran-AngloSakson savaş oyununun ortasında kalmamız durumunda;

neler olabileceğini düşünmek bile istemiyoruz.

Neticede Türk Ordusu Kuzey Irak'ın yamaçlarına yerleştirilirken;

SÖZKONUSU OLANIN ; bir PKK'yı temizleme içgüdüsü olmadığını...

(Olsaydı, bu devlet, PKK, limanlardan, sınırlardan şehirlere sızarken önlemini alırdı )

NE Barzani ve Talabani'nin Kuzey Irak'taki egemenliğini kırma amacı taşımadığını;

(Olsaydı; bölgeye 200 binin üzerinde asker yığma iradesini gösterdiğiniz anda bile;
Barzani-Talabani çetesine kaynak sağlayan Habur sınır kapısını kapatma iradesi gösterilir, en azından alternatif sınır kapısı açılırdı)

NE soydaşa karşı gösterilen bir hassasiyet olmadığını;

(Olsaydı; sınırın bir kaç kilometre güneyindeki; Telafer'de neredeyse bir yılı aşkın süredir süren ve son zamanda yüzlerce ailenin zorla göçettirilmesi ile devam eden zulme karşı tek bir cümle ses çıkarılırdı)

NE ABD'ye kafa tutma; meydan okuma anlamına gelmediğini...

(Olsaydı; ABD'ye sınırlarımızı ve limanlarımızı tahsis eden işbirliği anlaşmaları; Türk Devleti'nin vizyonunu; ABD gibi çapulcu bir devletin vizyonu ile özdeşleştiren vizyon anlaşmaları imzalanmazdı)

bal gibi biliyoruz.

Yugoslavya parçalanırken;

ABD uçaklarının eteğinde uçak uçurmayı;

Türk'ün bayrağını dalgalandırmak olarak algılayanlar;

bu sefer Irak'ın parçalanışında son viraja girilirken;

yine ABD'nin eteğinde Türk bayrağını dalgalandırmaya hazırlanıyorlar.

Yine Türklük adına;

yine eski bir Osmanlı coğrafyasında.

Fakat bu sefer tuzak büyük...

Kerkük aslında; şu anda zaten fiilen parçalanmış olan Irak'ın parçalanmasını resmileştiği yer olmayacak...

Kerkük;

Türkiye'yi parçalamak isteyenlerin;

buna karşı yegane garanti olan Türk Ordusu'nu içine çekecekleri

yüzyılın en büyük bubi tuzağı olacak.

Kerkük'teyken;

AngloSakson - İran arasındaki danışıklı dövüş savaşa yakalanacak olan bir Türkiye;

içerde yaratılan dinci-laik; Türk-Kürt fay hatlarının sallanması ile birlikte;

bu girdaptan Güneydoğu üzerindeki hakimiyetini yitirerek çıkacaktır.

(İstanbul elitlerinin Kürtçüsü Leyla Zana'nın;

Kuzey Irak seferinin esas amacı budur:

Bölgedeki odaklara; "aman oyunu bozmayın" demek. )

İstinye'den kalkan "Neo-Osmanlı" dolmuşunun son durağıdır Kerkük...

Bu dolmuşa binenlerin vakit varken inmesi ve

en stratejik müttefiklerinin ABD, AB, İsrail değil;

MİLLET olduğunu farketmesi gerekir.

NATO'nun Yugoslavya'yı parçalama operasyonuna eşlik edenlerin;

NATO'nun Kerkük operasyonuna eşlik etme lüksü yoktur.

KERKÜK TÜRK ORDUSUNA KURULAN BUBİ TUZAĞIDIR.

DÜŞME PAŞAM!


B.G.

Topic: ABD, TSK'nın direniş kodlarını istiyor
Dunya Turk Birligi

Bu iletiyi lütef cok kişiye ulaşmasına özen gösterilmesine hatta internet haberleşmesi yapamayan dostlarınızın da okumasını sağlamanız ülke menfaati ve TSK nın korunması için rica! olunur.


Subject: Fwd: ABD, TSK'nın direniş kodlarını istiyor



ABD, TSK’nın direniş kodlarını istiyor (Ozan Ceyhun BOZKURT)

Türk Milleti adeta bir akıl tutulmasının içinde. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın beyninde 4 gündür arama yapılıyor. Aslında derinlemesine incelenmesi gereken “Neden TSK hedefte” sorusu, herkesin aklını tırmalıyor.

Cevap çok açık: Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD’nin 30 yıllık rüyası Büyük Ortadoğu Projesi’ni adeta kilitledi. Özel Kuvvetler Komutanlığı da bu direnişte en önemli unsur oldu.

Özetle hatırlayalım…

- ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft, 7 Kasım 1986’da Ankara’ya gelerek Türkiye’ye “Musul ve Kerkük’ü alın” dedi. Ancak planın içeriğinde, "Türkiye himayesinde bir Kürdistan" vardı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Üruğ, plana karşı tutumunu, Taft’ın görüşme istediğini kabul etmeyerek gösterdi.

- 1991 yılında Körfez Savaşı sonrası, görünüşteki amacı Irak’ın kuzeyindeki Kürtleri, Saddam “zulmünden” korumak, fiiliyatta ise adeta ABD kontrolünde ve İsrail’e nefes aldırmak amaçlı “Kürt” devletini kurma çalışmalarına en büyük darbeyi TSK vurdu.

- PKK, Irak&#8217;ın kuzeyinde Çekiç Güç birliklerin sağladığı lojistik, stratejik destekle güçlenerek eylemlerini artırdı. TSK, yeni bir konseptle terör örgütüne karşı mücadeleye devam etti. (ABD Özel Kuvvetleri'nin PKK'ya desteğini de 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Amerika Araştırmaları Masası Başkanı Dr. Burak Çınar'ın değerlendirmelerinin yer aldığı <http://www.haberiniz.com/index.php?option=com_content&view=article&id=6003:pkky-abd-oezel-kuvvetleri-eitti&catid=146:spor&Itemid=175> "PKK'yı, ABD Özel Kuvvetleri eğitti" haberimizde okuyabilirsiniz.)- Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa, terör örgütünü tecrit eden, bölge halkının yeniden güvenini sağlayan politikaların en önemli icracılarındandı. Bu politikalar sadece Türkiye içinde yapılmıyor, Irak&#8217;ın kuzeyindeki &#8220;Kürt&#8221; Devleti kurma faaliyetlerine de darbe indiriyordu. ABD bu politikalardan rahatsızdı.. Çekiç Güç&#8217;e bağlı uçaklar, Bitlis Paşa&#8217;nın helikopterini taciz etti. Bu tacizin kısa bir süre sonrasında Bitlis Paşa&#8217;nın uçağı, bugün birçok kesimin &#8220;suikast&#8221; diye yorumladığı bir şekilde düştü/düşürüldü.

- Mart 1995&#8217;te, 43 gün süren Çelik Harekatı&#8217;na tam 35 bin Mehmetçik katıldı. Terör örgütü PKK, bilinen rakamlarla 568 kayıp vererek bulunduğu kampları terk ederken, harekatın en önemli amaçlarından biri olan Kuzey Irak&#8217;taki devlet oluşumu büyük darbe yedi. Bu harekattan sonra ABD&#8217;de &#8220;Türk komutanları hizadan çıktı&#8221; ve &#8220;Türk Ordusu Türkiye-ABD ilişkilerini bozuyor&#8221; şeklinde yorumlar yapıldı.

- Eylül 1996&#8217;da Türk Ordusu, yaptığı sınır ötesi operasyonda ABD&#8217;nin CIA aracılığıyla eğittiği Peşmerge gücüne büyük darbe indirdi. 3 bine yakın CIA eğitimli peşmerge, Guam adasına kaçırılmak zorunda kalındı. Operasyon Birleşik Devletler'de, &#8220;ABD, Vietnam&#8217;dan sonra en büyük kaybı yaşadı&#8221; yönünde yorumlandı.

- 9 Aralık 1996'da Wirginia'da yapılan ve Graham Fuller, Paul Henze ve CIA üst düzey yetkililerinin katıldığı bir konferansın, &#8220;Türkiye&#8217;nin Geleceği Konferansı Sonuç Raporu&#8221;nda öne çıkan unsurlardan biri, &#8220;Türk Ordusunun siyasal sistemin teminatı konumunu yitireceği&#8221; &#8216;iddiası&#8217;ydı.

- ABD Kara Kuvvetleri'nin resmî yayın organı olan Parameters dergisinde, 2000 yılında yayımlanan ve ABD Hava Kuvvetleri personeli (Sonradan FBI ajanı olduğu da ortaya çıktı) Michael Robert Hickok tarafından yazılan &#8220;Yükselen Hegemon: Türk Stratejisi İle Askerî Modernizasyon Arasındaki Uçurum&#8221; adlı makalede, &#8220;Modern silahlara ve gelişmiş kabiliyete sahip olan Türk ordusu, ülke içindeki kültürel ve anayasal gücünde önemli değişiklikler yapılmadıkça, ne kısa vadede komşularına, ne de uzun vadede Türkiye halkına rahat yüzü gösterecektir&#8221; vurgusunu yaptı.

Irak&#8217;ın işgaline kadar özetle TSK-ABD çatışması bu çerçevede su yüzüne çıkmıştı. DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümetinin, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile paralel bir şekilde, ABD&#8217;nin Irak&#8217;a harekat taleplerine karşı çıkması, Türkiye&#8217;de DSP darbesi ve AKP&#8217;nin iktidara gelmesiyle sonuçlanmıştı. 1 Mart Tezkeresi&#8217;nin TBMM tarafından reddinden sonra, 1990&#8217;lı yıllarda Irak&#8217;ın kuzeyine yerleşen TSK unsurlarına karşı ABD tutumu açık saldırıya dönüştü. Yeniden maddeleyecek olursak;

- Irak&#8217;ın işgali sonrası, 4 Temmuz 2003&#8217;te Süleymaniye&#8217;deki Özel Kuvvetler irtibat bürosu, ABD ve peşmerge güçlerince basıldı. Türk askerlerinin başına çuval geçirildi. Olay, Kuzey Irak&#8217;taki yapıyı, Türk Özel Kuvvetleri tehdidinden kurtarma olarak yorumlandı.

- Dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, 14 Temmuz 2003'te Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mektupta, "Türk Ordu mensuplarının sizin iradeniz dışında faaliyetlerde bulunduğunu biliyoruz" dedi. Rumsfeld, Türk Özel Kuvvetleri&#8217;ni, teamülleri çiğneyerek muhatabı Vecdi Gönül&#8217;e değil, Başbakan&#8217;a şikayet etti.

- PKK terör örgütü, lideri Öcalan&#8217;ın yakalanmasıyla ilan ettiği sözde ateşkesi, Haziran 2004&#8217;te kaldırdığını açıkladı ve terör saldırılarına yeniden başladı. (Hatırlatmakta fayda var. 21 Ocak 2002 günü PKK Başkanlık Konseyi'ni temsilen Mustafa Karasu, ABD Dışişleri'ne bir mektup gönderdi. Karasu, bu mektupta, PKK&#8217;nın, ABD&#8217;nin Ortadoğu&#8217;ya yapacağı harekata desteğini iletiyordu. Bu dönemlerde, ABD-PKK görüşmeleri de Türk basınına yansıdı.)

- Başbakan Erdoğan&#8217;ın &#8220;Eşbaşkanlığını yaptığını" açıkladığı Büyük Ortadoğu Projesi haritası ortaya çıktı. Emekli bir ABD subayı olan Ralph Peters&#8217;in hazırladığı ve Pentagon'un "Armed Forces Journal" isimli dergisinde yayınlanan haritada, Türkiye de dahil olmak üzere çok sayıda ülkenin sınırı değişiyor, başta &#8220;Özgür Kürdistan&#8221; olmak üzere çok sayıda ülke kuruluyordu. Aynı harita, 2007 Eylül ayında görevdeki bir ABD&#8217;li Albay tarafından Roma&#8217;da bulunan NATO&#8217;nun Savunma Koleji&#8217;ndeki bir toplantıda örnek coğrafya olarak sunuldu. Orada bulunan Türk subayları toplantıyı terk etti, Ankara&#8217;ya haber verdi... Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir tepki gösterdi.

- PKK terörü hız kazandı. Paralel olarak da &#8220;Kürtlere siyasal haklar verilmesi&#8221; adı altında uluslar arası arenada Türkiye&#8217;ye yönelik baskılar arttı. DTP Meclis&#8217;e sokuldu ve PKK stratejik eylemler gerçekleştirdi. Dağlıca ve Aktütün baskınları ile birlikte Türk ordusuna yönelik asimetrik psikolojik savaş hızlandı.

- PKK&#8217;ya, ABD desteği, PKK itirafçılarınca açıklandı.

- Türk Ordusu, ABD&#8217;nin her türlü isteksizliğine karşı, sınır ötesi operasyon kararlılığını sürdürdü. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan 2007&#8217;de, basın mensuplarına verdiği brifingde, tehdidin kaynağının PKK veya Barzani değil arkasındaki güç olduğunu açıkça söyledi. Bu güç ABD&#8217;ydi.

İlk aklımıza gelenleri böyle sıraladık. Daha birçok gelişme mevcut.

Adeta bir satranç tahtasında karşılıklı hamleler yapılıyor. Ancak bir gerçek var ki, Türk Ordusu, ABD&#8217;nin BOP hayalini kilitledi. ABD Irak&#8217;tan çekilme takvimi açıklamak zorunda kaldı. Şimdi ABD, Kerkük petrollerinin Batı&#8217;ya akışını sağlama almadan, bunun için de "Kürt" devletini kurmadan Irak&#8217;tan çekilmek istemiyor. Bu devletin güvenliğini riske atmamak için de Türk Ordusu'nun direniş kodlarını bilmesi gerekiyordu.

Yıllarca Diyarbakır&#8217;da görev yapan ve öngörüsüne güvendiğim bir ağabeyim, &#8220;ABD&#8217;nin amacı işte bu direniş kodlarına ulaşmak. Özel Kuvvetler&#8217;de yapılan arama da bu çerçevede değerlendirilebilir&#8221; dedi. Hiç de mantıksız bir senaryo değil.Parçaları bu şekilde birleştirdikten sonra aklıma şu soru takılıyor. Şimdi bu bilgileri tarayan hakim, bundan sonra Türkiye dışına çıkacak mı?

Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle